Jump to content

Dogu

Whitelist
  • Posts

    5
  • Joined

  • Last visited

5 Followers

Recent Profile Visitors

907 profile views

Dogu's Achievements

13

Reputation

  1. Karakter Adı-Soyadı: Jesse James Karakter Yaşı: 28 (1870) Karakter Irkı: İrlanda asıllı Amerika'lı Karakter Boyu: 190 (+1) Yapmak istediğiniz rol: İllegal ''Haydut'' Jesse James Yerleri toz toprak içinde, masaları kirli tabaklarla ve içki bardakları ile dolu barın, çift taraflı menteşeleri olan kapısını kirli siyah çizmeleri ile yorgun ve sinirli bir şekilde açtı. Konuşmadı, etrafa bakmadı. Gözüne bir masa kestirdi; yavaşça o masaya doğru yöneldi. Mekandaki yarı sarhoş bir adam “Kim bu çirkin?” diye kahkaha attı. Bu kahkahalara yorgun adamın sert bakışları cevap verdi. Yine konuşmadı. Mekanın yarısı doluydu; herkes keyfine bakıyordu. Garson kız, adamı görünce endişelendi. “Gıcık bir müşteri” diye içinden geçirdi. İçinden geçen gerçeğin ta kendisiydi! Adam, garson kıza işaret ederek seslendi; “Bir şişe içki ver!” Ne içkisi, adı yok mu bu içkinin? Fark etmez! Sen bilirsin yabancı. En pahalı içkiden yarım bardak doldurdu, şarkı mırıldanarak adamın yanına gitti. Masaya bardağı koyarken adamın eğik başının üstündeki kirli şapkanın altında kısık haldeki gözlerine baktı; “Hadi iç bakalım yabancı. Ne bu halin? Patakladılar mı yoksa seni?” dedi ve kahkaha attı garson kız. Salonda da adeta bir kahkaha tufanı koptu. Adamın yorgunluğu, kahkahaların bozduğu öfkesini harekete geçirmek için yeterli değildi. Mekandakilerin bu yorgun ve sert bakışlı adama karşı tavrı da aslında başlarına gelebilecek akıbetten habersiz olduklarının bir göstergesiydi. Zira içkisini yudumlarken masadaki kirli tabakları yere atan bu adam, azılı bir hayduttu. Bardaktaki içki bitince şişeyi istedi. Adı Jesse James… İrlanda asıllı Amerikalı, azılı kovboy… Bardakilerin gıyabında tanıdığı ama simasını pek bilmediği haydut! Vahşi Batı’nın öne çıkan efsanelerinden Younger çetesinin üyesi olan James, diğer haydutlar gibi zevke, sefaya, içkiye ve afyona düşkündü. En sevdiği şeylerden biri de tütündü. 1871 yılında doğduğunda nüfuzlu bir ailesi vardı. Çiftçi olan babası 3 yaşında ölünce, annesi bir doktor ile evlendi. Bu evlilikle Jesse’nin iki üvey kardeşi oldu. Evlerinde köleler vardı. Amerikan İç Savaşı, Jesse’yi kanunsuz işlere sürükledi. Gerillaların faaliyetlerine katılmaya başladı. İç savaş sonrası Jesse, bir banka soygunu ile nam saldı. Kasiyeri öldürerek kasaları boşalttı. Böylece haydut dünyasında öne çıktı. Hem karanlık dünyasının kurallarına hem de kanunlara uymaması ile tanındı. O kadar azılıydı ki bankalardan posta arabalarına, trenlerden zenginlere kadar birçok soygunda rol aldı. Soygun paraları James’in hayatını rahatlatmadı; daha karmaşık ve düzensiz bir hayata adım attı. Aldığı alkolün haddi hesabı yoktu. Su gibi alkol içiyordu. Afyon ile desteklediği sarhoşluğu bazen günler sürerdi. Birçok çatışmaya girdi, birçok yara aldı. Yüzündeki yara izleri, girdiği çatışmaların boyutunu anlatırken bir yandan da hayatının inişli-çıkışlı yanını yansıtıyordu. Bardakiler, bir yandan sohbet ederken bir yandan da bu yabancıyı süzüyordu. Bazıları bizzat onu işaret ederek dalga geçiyordu. Bir anda barın maskotu olmuştu. Garson kızın getirdiği içki, yabancı adamın damarlarındaki kanın akışını hızlandırdı. Başını kaldırıp etrafı süzmeye başladı. Yüzündeki çizgiler, bardakilere korku saldı. Her bir çizgi, bir sarhoşun kalbine giren bıçak gibiydi sanki. Bu yabancının bara eğlenmek için gelmediğini herkes anladı. Bir iki tanesi olacakları sezmiş olacak ki James ayağa kalkarken hızla barı terk etti. Garson kız arkalarından bağırdı; “Hesabı ödesenize sarhoşlar…” Jesse James, kargaşayı, kavgayı, ortalığı karıştırmayı ve elbette öldürmeyi seviyordu. Gerillayken barış isteyenleri öldürdükten sonra kafa derilerini yüzmesi, caniliğinin bir göstergesiydi. Onu tanıyanlar, bu adamdan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışırdı. Bu bara, yine çatışma sonrası yolu düşmüştü. Rakiplerinin kendini öldüreceğini anladığında atını karanlıkta bilinmez bir yola sürdü. Yolda attan düştü; üstü başı toz toprak oldu. Atı kendisi gibi vefasız olsa terk eder giderdi; döndü ve sahibini dört nala kaçırmaya devam etti. Bara ulaştığında işi gücü içmek olan kasaba sakinlerinin kafaları henüz demleniyordu. Bu sebeple azılı bir haydut ile dalga geçtiklerini anlayacak durumda değillerdi. Vahşi Batı’nın en ünlü haydutlarından biri olduğunu bileseler bırakın kahkahalarla dalga geçmeyi, emrine amade olurlardı. Yabancı adam ayağa kalktığında sendeledi. Her ne kadar içki bünyesini canlandırsa da bu, kısa sürede vereceği sarhoşluğun habercisiydi. Çevreye kanun kaçakçısı olarak nam salan, “Wanted” ilanlarında adı yazan azılı soyguncuyu bardakilerden biri tanıdı. “Bu Jesse James!” dedi. Bar bir anda buz kesildi. Yabancıyı tanıyan adam, aynı zamanda kahkahalarla dalga geçenlerden biriydi. Şakağına isabet eden kurşunla yere yığılırken, diğerleri masaların altına saklanmaya çalışıyordu. Garson kız elindeki içki dolu bardakları atarak tezgahın arkasına eğildi. James, masaya içkilerin parasını bıraktı ve kapıya yöneldi. Masaların altından bakan sarhoşlar, James’in siyah ve kirli botlarının bir an önce kapıdan çıkmasını bekledi. Bu sırada bir silah sesi ve ardından bir kahkaha duyuldu. James, sarhoş olmaya başlamıştı. Silah ile tavana ateş etti. “Ben azılı bir haydudum” mesajı vermek istiyordu –ki herkes onu zaten böyle tanıyordu. James, arkasında bir ceset, yarım içki bardağı, korkudan gözleri dışarı fırlamış bir garson kız, masaların altında bir düzine sarhoş bıraktı. Kapıdan çıktığında elinde içki şişesinde kalanları yudumluyordu. Çift menteşeli kapı bir ileri bir geri giderken, Jesse karanlığın içinde kayboldu...
  2. Benim balonlarım vardı.

    Onları kimler aldı ?

     

     

×
×
  • Create New...